Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2020 Sayıları
Reklam İletişim Künye
Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi
Sayy: 598 - 01.10. - 05.11.2020 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2020 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Reklam
     Başvurusu
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2020/21
 
 
Spor 2020/21
 
 
Saglik 2019/20
 
 
Tatil 2020/21
 
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

DEVA Partisi’nden Yeneroğlu’nun açıklaması

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu’nun TBMM’de Düzenlediği Basın Toplantısı Konuşma Metni

 
DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu’nun “Avukatlara Yönelik Yürütülen Soruşturmalar, TTB ve Hekimlerimizin Haklı Talepleri, Van’da Gerçekleştiği İddia Edilen İşkence Olayı” Hk. TBMM’de Düzenlediği Basın Toplantısı Konuşma Metni (23.09.2020)

Çok değerli basın mensupları;

Hepinizi saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.

Malumunuz 11 Eylül'de Ankara merkezli bir operasyonla 47 avukat, dün ise İzmir’de 55 avukat gözaltına alınmıştır. 2016'dan bu yana 1500'den fazla avukat terör suçları gerekçesiyle yargılanmaktadır. Aralarında suçluların da olması elbette muhtemeldir. Bunları hukukun üstünlüğünü esas alan bağımsız yargı belirler.

Ancak hepimiz biliyoruz ki açılan soruşturmaların başlığını FETÖ veya PKK operasyonu koyunca yargısız infazın meşru kabul edildiği, savcının hukuku işletemediği, gazetecilerin üzerine gidemediği bir korku iklimindeyiz. Hem avukatlar hem de mağdurlar sindirilmiş vaziyette.

Sırf avukatlık faaliyetleri nedeniyle kimse terör örgütleriyle ilişkilendirilemez, avukatlar gözaltına alınamaz. Avukat, herkesi savunabilir, çünkü savunma herkesin temel hakkıdır. Hırsızı, yağmacıyı, terör suçlusunu herkesi.

Bu avukatın da suçlu olduğu anlamına gelmez. Avukatlar müvekkilleriyle özdeşleştirilemez. Avukatlar yasalara göre savunma görevini ifa eder. Savunma hukuk devleti alfabesinin A harfidir. Savunma olmazsa hukuk devleti olmaz.

Saygıdeğer Arkadaşlar,

Unutulmamalıdır ki tarihte hiçbir iddia makamı yazdığı iddianame ile anılmaz. Ancak, farklılıkları demokratik toplumun temel taşı kabul eden hak savunucusu hukukçular tarihe altın harflerle geçmiştir.

Tarihte savunma hakkının kısıtlanması ancak ve ancak iktidarın ve yöneticilerin siyasi iktidarını kaybetmeme adına hukuku ayaklar altına aldığı otoriter ve baskıcı yönetimlerde görülmüştür.

Kıymetli Basın mensupları,

Bir kez daha iktidarı, yargıyı emir ve talimatla tek bir kişinin isteklerine göre şekillendirerek, keyfi gözaltı ve tutuklamalarla avukatlara yönelik her türlü baskı ve keyfiliğe son vermeye davet ediyorum.

Ve iktidara soruyorum; Adalet Bakanlığının yıllık yayımladığı adli istatistiklere göre silahlı örgüt suçlarına ilişkin (TCK 314. Madde: Üyelik – Kurma - Yönetme) 2016 – 2019 yılları arasında toplamda 1.367.733 soruşturma açılmış.

Bir ülkede bu kadar insanın terör örgütü üyeliğinden şüphelenilmesi sağlıklı bir durum olabilir mi? 83 milyonluk bir ülkede toplumun takriben yüzde 2si terör örgütü üyesi olma ihtimali ciddi ise, kafamızı kumdan çıkararak çok daha derin sorunlarımızdan bahsetmemiz gerekmez mi?

Varsayalım ki iddialar doğru, bir ülke devamlı kendine düşman yetiştiriyorsa, o zaman sorunu ötekileştirip üzerine kapatmak yerine sebebini sorgulamamız gerekmez mi?

Sadece çekirdek aileyi hesap ettiğimizde 6 milyon insandan bahsediyoruz. Ve bunların nesilleriyle birlikte devletin terör zanlısı, bu suçlamalara maruz kalanların da kendilerini mağdur ve kurban gördüğü bir iklimden bahsediyoruz. Burdan toplumsal güven, toplumsal huzur doğar mı?

Bu olgular yetmiyormuş gibi birde terör örgütü suçlamasına maruz kalanları savunan avukatları da terör örgütleriyle ilişkilendiriyoruz. Bu çıkmaz sokağı bu iktidar artık kavrayamaz. Çünkü kendisi de o çıkmaz sokağa girdi. Birde kendi kaderi ile ülkenin kaderini de birleştiriyor ki ülkeyi de kendisi gibi felakete sürüklesin.

Vatansever hiç kimsenin aklına kendi kaderi ile ülkenin kaderini birleştirmek, ülkeyi ve 83 milyonu kendi bireysel kaderine hapsetmek gelmez, gelmemeli.

İktidara geldiğinde yargının geçmiş ideolojik kararları ile haklı mücadele eden iktidar; ne yazık ki tarihe, mücadele ettiği zihniyetin ötesinde “düşman ceza hukuku” uygulamalarıyla geçiyor.

Değerli Arkadaşlar,

Ülkemizi bu karanlık noktadan çıkarmak, hukukun üstünlüğünü yeniden sağlamak zorundayız. DEVA Partisi olarak, vatandaşlarımızın barış ve huzur içerisinde adil, özgür, geleceğe güvenle bakan bir toplumda yaşama hakkını savunuyoruz.

Güzel günlerin seçimlerin hemen ardından geleceğine de yürekten inanıyoruz.

Saygıdeğer Arkadaşlar,

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde ağır ithamlarla “Türk Tabipleri Birliği kapatılsın ve yöneticileri yargılansın” gibi söylemlere şahit olduk. Açıkçası bu sözleri sarf etmekteki niyeti ve amacı anlamakta zorlanıyorum.

Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Ülkemizde de maalesef aynı süreç yaşanıyor, birinci dalganın başlangıcından daha kötü bir durumdayız. Bu dönemde iktidardan, vatandaşlarımızın yaşam ve sağlık haklarını korumak adına tüm önlemleri almasını ve veri paylaşımında şeffaf olmasını istemek kadar doğal başka bir talep olamaz.

Hekimlerimizin çok büyük ekseriyetinin üye olduğu Tabipler Birliği de bu önlemlere dikkat çekiyor, halkı daha dikkatli olmaya çağırıyor, yetkililerin süreci şeffaf yönetmesini ve sağlık çalışanlarının haklarının korunmasını istiyor. Bu açıklamaları ihanet olarak nitelendirmek abesle iştigaldir.

Sorumluluk sahibi hiç kimse bu gerçekliğe dikkat çekmek isteyen Tabipler Birliğinin kapatılması için çağrı yapamaz. Gerçeklikten bu kadar kopuk olanlar sadece trajikomiktir.

Ayrıca siyasilerin ötekileştirici nefret dili sağlık çalışanlarına yönelen şiddetin en temel sebeplerinden biridir. Ankara’da Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, bir yakınları vefat edince sağlık çalışanlarına saldırmayı kendine hak gören insanlar işte bu nefret dilinden besleniyorlar.

Herkesi özellikle böyle olağanüstü bir dönemde tüm sağlık çalışanlarına saygı göstermeye ve onların haklı taleplerini dikkate almaya davet ediyorum. Ayrıca bu vesileyle çok zor şartlar altında, hayatlarını riske atarak çalışan tüm hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza şükranlarımızı sunuyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Son olarak hepinizin malumu, Van kırsalında iki vatandaşımız resmi açıklamalara göre askeri operasyon kapsamında gözaltına alınmıştır. 2 gün sonra Van Bölge Hastanesi yoğun bakımında bulunmuşlardır.

Valilik kişilerin gözaltına alındığını açıklamıştır. Ancak olayın tanığı köylüler kişilerin, operasyon sırasında alınıp askeri bir helikoptere bindirilerek götürüldüğünü beyan etmektedirler.

Görgü tanıklarına göre kişiler o anda sağ ve salim haldeler.

Olayın oluş şekli, anlatım şekli itibariyle gözaltı gibi olaydan bahsedilmemektedir. Resmî açıklama ile olayın tanıklarının ifadeleri birbirinden zıttır. Valiliğin açıklaması gayri ciddidir.

Bu iki vatandaşımızın helikoptere bindirilmesinden sonrası ise meçhuldür. Ancak hastane raporlarında helikopterden düştükleri ifadesi açıkça geçmektedir. Ayrıca darp ve işkence yapıldığına dair veriler bulunmaktadır.

Olayla ilgili Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’a ve İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’ya cevaplamaları istemiyle soru önergeleri verdim.

Bu vahim olayın aydınlatılması ve sorumlularının bir an önce ortaya çıkarılması, yargı nezdinde olayın hesabının sorulması şarttır.

Aksi takdirde geçmiş dönemlerde olduğu gibi sürüncemede bırakılan soruşturmalar ve neticesiz kalan olaylar kervanına bir yenisi daha eklenecektir. İşkence insanlığa karşı bir suçtur.

Önlenmesi ve etkin ve şeffaf şekilde soruşturulması ise devletin asli görevidir. Bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağımı tüm kamuoyuna saygıyla bildiririm.

Değerli arkadaşlar,

Hepinizi saygıyla selamlar, iyi günler dilerim.
Teilen
2020-10/01-Sayı-598
metzgerei-marx
limousine-service-ulm
Takvim
Interna
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Merhaba TV
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN