Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2020 Sayıları
Reklam İletişim Künye
Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi
Sayy: 595 - 02.07. - 30.07.2020 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2020 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Reklam
     Başvurusu
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2020/21
 
 
Spor 2020/21
 
 
Saglik 2019/20
 
 
Tatil 2020/21
 
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

Thüringen’de sağ darbe ve sonuçları

Çetin Oraner 
Almanya’da siyasi bir deprem yaşandı ve artçıları gündemi belirlemeye devam ediyor. Peki ne olmuştu? Thüringen eyaletinde liberal Parti FDP’nin eyalet vekili Kemmerich, faşist AFD ve CDU’nun oylarıyla Başbakan seçildi. Bu sağ darbenin amacı, Sol Partili Ramelow’un başbakan olmasını engellemekti. Söyleşi genel bir tespit ortada dolaşıyordu: Faşizmin yıkılışından 75 yıl sonra sağ partiler faşistler ile yine işbirliği yapıyor. Yani 1933 yılında Hitler faşizminin iktidara gelişinde sermaya partilerinin büyük payına atıfta bulunuluyordu. Şimdi benzer bir durum yaşanıyordu ve bu durum demokratik kamuoyunu ayağa kaldırdı. Thüringen ve Almanya’nın her yerinde onbinlerce antifaşist sokaklara dökülüp, medyanında önemli bir bölümüde sağ darbeye karşı tavır alınca, darbeciler geri adım atmak zorunda kaldı.

Peki faşist AFD ve hristiyan demokrat CDU, neden eyalet seçimlerinde ancak yüzde 5 oy ile zorbela meclise girmeyi başaran FDP’nin adayını öne sürdü? Akıllara gelen diğer soru şu: 1945 de faşizm yıkılıp Federal Almanya kurulduktan sonra sağ partiler ilk defa mı faşistler ile işbirliği yapıyor?

Önce ikinci sorunun cevabını vermeye çalışalım. En başta Sovyetler Birliği olmak üzere müttefik güçlerin Faşizmi yıktıktan iki yıl sonra başlayan soğuk savaş ile birlikte, ABD emperyalizmi antikomünist bir strateji geliştirdi. Bu stratejinin önemli ayağı Nürnberg mahkemelerinde ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Nazi savaş suçlularının salıverilmesiydi. Bu strateji doğrultusunda, o dönem Almanya başbakanı olan gerici Adenauer hükümeti, cezaevlerinde tutulan Nazi subayları ve yargıçları ve onların destekçisi alman tekelci sermayesinin temsilcilerine af çıkarmıştı. Eş zamanlı Komünist partisi yasaklanıp, yüzlerce üyesi tutuklanıp cezaevlerine koyulmuştui. Yani batıda Federal Almanya, 1949 yılında doğuda kurulan Demokratik Almanya Cumhuriyetine karşı antikomünizmin bir ileri karakolu haline getirildi.

Faşizmi 1933 yılında başa getiren alman tekelci ve banka sermayesi yeniden ekonomiyi ele almıştı, Nazi savcılar, hakimler yargıyı yeniden oluşturmuş, Nazi polis teşkilatı yeniden faaliyete geçmiş ve Nazi subaylar batı alman ordusunu yeniden kurmakla görevlendirilmişti. Dahada ötesi, burjuva partilerinin, ki buna FDP’de dahil, bütün kademelerine eski Nazilerin yerleşmesi teşvik edilmişti. Yani Federal Almanya’nın oluşumunda faşizmin mayası yine katılmıştı. Böylece alman emperyalizmi yavaş yavaş yeniden dirilmeye başladı. Sosyalist Almanya’nın çöküşünden sonrada iyice palazlandı. Kısacası, bugün yaşanılanların aslında 70 yıl önceye dayanan bir alt yapısı var.

Gelelim birinci sorunun cevabına. Alman sermayesi mevcut siyasi sistemi kendi gelişimi önünde bir engel olarak gördüğü kesinlik kazandı. Mevcut CDU, SPD ve Yeşiller gibi düzen partileri ile uzun vadede yol alamayacağını görmekte. SPD’nin toplumda kabulü, aldığı oylara bakılırsa yerlerde sürünmekte. CDU’nun oylarıda giderek düşmekte. FDP ise küçük bir parti olmaktan kurtulamamasına rağmen, alman tekelci sermayesinin kendi öz partisi, neoliberalizmin en kararlı savunucusu. FDP’yi faşist AFD ile uzlaşmaya vardıransa alman sermayesinin çıkarları. Çünkü AFD’de nin Programı ile liberallerin programı, ırkçılık haricinde, kapitalizmin çıkarları doğrultusunda tamamen örtüşmekte. Alman sermayesi AFD’yi açıktan desteklemeyi henüz göze alamıyor. Çünkü toplum içinde ki antifaşist demokratik değerler bunu kabul etmeyecek kadar güçlü.

Nitekim demokratik kamuoyunun bu sağ darbeye karşı ayağa kalkışı bunu doğrulamakta. Bu nedenle alman sermayesi AFD’yi yedekte tutarak, FDP’yi CDU’nun desteği ile öne sürdü. Bir anlamda toplumun nabzını yokladı. Thüringen’de ki darbe girişimi, sermaye açısında Almanya’nın geneli için tasarlanan bir projenin, bir provasıydı. Sağ partilerin demokratik tepki sonucu geri adım atmış olması, alman sermayesinin amacından vazgeçmediğini sadece ertelediğini iyi kavramak gerekiyor. Yani hedef sadece Sol Partinin adayı Ramelov’u engellemek değil, toplumu alıştıra, alıştıra faşizmin önünü açmak. Sol Parti gerçek bir sosyalist parti olmaktan uzak. Çünkü işçi sınıfından kopuk ve bunun sonuçları korkunç. Solun örgütlemeyi başaramadığı İşçi sınıfının büyük kesimleri faşist AFD’nin seçmen kitlesi olmuş durumda. Faşizmin sınıfsal kitlesi eskiden olduğu gibi artık büyük oranda küçük burjuvazi değil. Alman sermayesi bu durumu çoktan tespit etti. Şimdi bizim açımızdan acil görev antifaşist birliği oluşturmak ve yeni ve güçlü bir sınıf partisinin oluşumunu gerçekleştirmek. Ya değilse gelecek diğer darbenin altında ezilip gideriz.

İşimiz çok zor. Fakat bunu başarmaktan başka seçeneğimiz yok.

10 Şubat 2020
Teilen
2020-03/01-Sayı-591
metzgerei-marx
mbf-transporte.de
limousine-service-ulm
Takvim
Interna
Fehmy und Fesih
Türkische Spezialitäten Schillergarten
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Merhaba TV
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN