Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2020 Sayıları
Reklam İletişim Künye
Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi
Sayy: 592 - 02.04. - 30.04.2020 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2020 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Reklam
     Başvurusu
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2019/20
 
 
Spor 2020/21
 
 
Saglik 2019/20
 
 
Tatil 2019/20
 
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

Prof. Dr. Beyza Üstün ile Stuttgart’ta ekoloji söyleşisi

Prof. Dr. Beyza Üstün ile Stuttgart’ta ekoloji söyleşisi SYKP Avrupa Örgütü’nün “Yaşanabilir bir dünya için ayağa kalk!” kampanyası çerçevesinde...

Gül GÜZEL (Stuttgart) 
Resim galerisi için tıklayın
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Avrupa Örgütü’nün “Yaşanabilir bir dünya için ayağa kalk!” kampanyası çerçevesinde düzenlediği panel ve söyleşilerin ilk ayağı Almanya’nın Stuttgart şehrinde de düzenledi. Stuttgart Tohum Kültür Merkezi’nde lokalinde yapılan söyleşiye, Türkiyeliler ve Stuttgart K21 Projesi Alman aktivistleri olmak üzere çok sayıda katılım oldu.

SYKP Almanya Koordinasyonu’ndan Zeki Yaş’ın moderatörlüğünü yaptığı “Ekolojik Kriz ve Toplumsal Mücadele” başlığı altında gerçekleşen söyleşide HDK Ekoloji Komisyonu üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün ekolojik krizde gelinen noktalar üzerine ve Kanal İstanbul projesinin Marmara bölgesi üzerindeki ekolojik tahribatları, verimli toprakların deniz sularının etkisiyle tuzlanarak verimsizleşmesi, şu anda İstanbul’a verilen suyun yüzde 30 civarında azalması ve bu alandaki şehirleşmeden kaynaklı olarak nüfus artışının getireceği sorunlardan oluşan bir sunum yaptı.

Prof. Dr. Beyza Üstün, ‘’Stuttgart 21 projesi ne ise, İstanbul kanal projesi de aynısıdır. Çünkü her ikisi de planlı ve projeli olarak yıllarca önce tasarlanan talan, rant üzerine kurulu, ekolojik sistemi tahrip edecek projelerdir. Her ikisi de kentlere uygulanan Mega projelerdir. Çünkü kapitalizmin krizi derinleştikçe bu tür emperyalist sömürü projeleri geliştiriliyor. Bu yüzden iktidarlar mekanlarla hiyarişi iktidarlarını ekolojik yıkımlar üzernden kentleşmeye giderek sürdürmeye çalışıyor. Bu yüzden de kentleşmeye gidildikçe, ekolojik yıkımlara neden olunuyor. Sermaye kendini yenileyebilmek için bu tür projelerle (HES’ler gibi vb.) karşımıza çıkıyor’’ dedikten sonra kapitalizm ve EN hırslı yaklaşımların meydana çıktığını örnekleriyle verdi. ‘’Mesela Avrupa’nın en büyük havalanının İstanbul 3. Havaalanı vb şeyler. Bunun yanında devlet ve hükümetlerin şirketleşmesi, şirketlerin devletleşmesi, devletin siyasi gücünü sermaye gücüyle yenmesi, sermaye ağını – meta transferiyle bütünleştirip, paylaşması gibi tutumlar. Eskideki İPEK YOLU misali şimdi de metanın hakim olduğu şantiye – kışla – şirket – devlet ve tersi gücün kullanımı’’ şeklinde değerlendirmesini yaptıktan sonra, İstanbul Kanal hakkında tekniki bilgiler verdi. Buna göre Kanal İstanbul’un rezerv alanı: 45 km uzunluk, 20,75 m derinliğinde, en dar yeri 275 m genişliğinde olacak. Aynı projenin bir bölümü olan 3. İstanbul köprüsü ve 3. İstanbul havaalanı şimdi bitti. Aslında Erdoğan tarafından 2011 yılında duyurusu yapılan kanal da yeni bir yıkım ve kentleşmeyle yapılmaya başlanacak. Kanal açıldığında Karadeniz ve Marmara denizinin suları akıntılarla birbirine karışacak ve bulundukları toprak katmerlerine işleyecek. Bu şekişlde deniz suyunu emen o verimli topraklar tuzlanarak, şimdiye kadar o bölgede yetişen ağaç ve diğer bitki örtüsünü de tahrip olacak. Bu tür Mega projeler yapılırken bir çok işçinin ölümüne de neden oluyor. Mesela 3. İstanbul havalanı inşaatında bizim bildiğimiz rakamlara göre 56 kişi ölmüş ve binlerce kişi de yaralı’’ dedi.

İstanbul kanalı ve Retçiler
İstanbul kanalının yapımı toplam 7 yıl sürecek. Bu sürecin 3,5 yılı kazı, toprak taşıma ve bunlar için bolca kullanılacak dinamit patlatmalarıyla hava ve çevre kirliliği insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde bir çok tahribat ve hastalıklara vesile olacak. Durusu ve Terkoz barajlarında su kalmayacak. Göçmen kuşlar büyük zararlara uğrayacak, o alanlarda ev ve gayrimenkulu bulunanlardan bu yerler satın alınarak, kamulaştırılacak. Burda yaşayanlar göçe zorlanacak. O yüzden şu anda bu projeye karşı ‘’Ya İstanbul, ya Kanal’’ koordinasyonunda yer alıp mücadele eden 100 kurum, retçi olarak, farklı çalışmalar yürütüyor.

Mega projeler ve Rojava Kadın devrimi misali mücadele
Panelin ikinci bölümünde konuşan Prof. Dr. Beyza Üstün değerlendirmesine,’’bu tür mega projelerin önünde ancak öz yönetim pratiklerini uyguladığımız zaman başarılı oluruz. Çünkü o zaman karar veren biz olacağız; güçlenen, söz sahibi olan biz olacağız. Birlikte karar vermenin örneğini Rojava kadın devriminde görüyoruz. Devrim bize bu kadar yakın ise, bizler de bu devrimi gerçekleştiririz. Kadın perspektifli düşünüp, hareket etmek bizi daha başarılı kılar. Çünkü kadının perspektifi, ekolojik politik üretir. O yüzden Eril, otoriter Patrial düşünce sisteminin karşısında durup, düşünmemiz gerekiyor. Bu tür projelere karşı mücadele etmek yalnız ekolojik tahribatları engellemekle sınırlı değil, aynı zamanda devrimci olma gereğidir. Çünkü bu tür projelerle halkın, bireyin belleğinin yok oluşuna neden olunuyor. Hasankeyf, Sur içi, Hevsel vb. geri dönüşümü olmayan; var olanı yok etme anlayışıdır. O yüzden bu tür iktidar krizlerinden doğan sistemin yeniden kendini yapılandırması karşısında örgütlenmemiz ve mücadele etmemiz gerekiyor. Bu tür yıkımcı projeler bizim daha çok mücadele etmimizi ve Gezi’de olduğu gibi meydanlarda buluşmamızı sağlıyor. Çünkü bu tür projelerde yapana değil, yapılma nedenlerini araştırıp, karşı mücadele etmemiz gerekiyor’’ şeklinde devam etti.

Sunum sonrası yapılan soru ve cevaplar
Prof. Dr. Beyza Üstün, yapılacak İstanbul Kanalı ile İstanbul’da deprem tetikleyici olabilir dedikten sonra,’’Bizler yapacağımız retçi ve bilinçli mücadelemizle AKP/MHP faşizmini yeneriz. Biz onlardan korkmuyorz! Bizler meşru olanlarız ve meşru olmayanlar onlar. Biz o yüzden güçlüyüz. Mücadele aynı zamanda öğrenmeyi, teslim olmamayı, direnmeyi öğretiyor. Kişi veya öne çıkana değil, arkasındaki nedenleri soruşturmak gerekir. Bunu da yeni yaşam olgusu ile yapabiliriz. Aynı şekilde iklimi değil, sistemi değiştirmemiz lazım. Ekolojik sistem mücadelesi ile siyaset yapmaya devam edeceğiz. Sınıf ve ekolojik mücadele ayrıştırılamaz’’ dedi.

Stuttgart 21 projesi karşıtlarından destek
Panele katılan Stuttgart 21 karşıtı, ‘her yer Stuttgart 21’ aktivistleri de bu şimdiye kadar bu konudaki çalışmalarını anlatarak, İstanbul kanal projesi retçi aktivistleriyle ortak çalışalar yürütmek ve destek vermek istediklerini ve dayanışmalarını sürdürmek istediklerini belirttiler. Etkinliğe ATİF, AGİF, ADHK, DİDF, DKTM gibi kurumdan da çok sayıda kişi katıldı. Bugün ve yarın Zürih’te Aynı gün Fransa’nın Mulhouse şehrinde de aynı başlıkla, farklı konuklarla söyleşi gerçekleştirildi. SYKP Avrupa örgütü “Yaşanabilir bir dünya için ayağa kalk!” kampanyası çerçevesinde İsviçre’nin Zürih şehrinde 1-2 Şubat 2020 tarihlerinde ekoloji sempozyumu düzenledi. “Ekolojik Kriz ve Toplumsal Mücadele” başlığı altında gerçekleştirilen iki günlük sempozyumda Türkiye, İsviçre, Almanya ve Fransa’dan konuşmacılar yer aldı.
Teilen
2020-03/01-Sayı-591
metzgerei-marx
mbf-transporte.de
limousine-service-ulm
Takvim
Interna
Fehmy und Fesih
Türkische Spezialitäten Schillergarten
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Merhaba TV
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN