Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2020 Sayıları
Reklam İletişim Künye
Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi
Sayy: 596 - 30.07. - 10.09.2020 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2020 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Reklam
     Başvurusu
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2020/21
 
 
Spor 2020/21
 
 
Saglik 2019/20
 
 
Tatil 2020/21
 
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

Bu Neyin Korkusu?

Perihan Baçaru 
Dünya genelinde kadın düşmanı söylemlerin ve kadına yönelik şiddetin giderek arttığı şu dönemlerde kadınlar bir kişi dahi eksilmeyeceğiz şiarıyla 'Kadına Yönelik Her Türden Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü' olan 25 Kasım yaklaşırken sokaklara çıkmaya, alanlarda seslerini duyurmaya ve politik taleplerini dile getirmeye başladılar bile. Kadınların isyan ruhuyla sokağa taşıdığı bu eylemler ve etkinlikler 8 Mart'a kadar devam edecek. İsyan ruhuyla çünkü erkekler öldürüyor erkek devlet koruyor. Her gün katledilen kadınlarla resmen bir kadın kıyımının yaşandığı Türkiye'de ve dünya da buna 'DUR' demek için hep birlikte alanlarda olmalıyız.

Dünya genelinde her üç kadından birinin şiddete maruz kaldığı ve erkeklerin uyguladığı şiddetin % 80 kadına yönelik şiddet olduğu günümüzde, neo liberal politikalar sonucu derinleşen ekonomik krizle birlikte kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet daha da artarak devam etmekte.Türkiye ise maalesef AKP iktidarı ile kadın erkek eşitliğinde dünyada 134. ncü sıraya oturmuş durumda.

Özel alan olarak görülen tek tek evlerde yaşanan ev içi şiddeti toplumun bütünü açısından baktığımızda karşımıza devasa bır sorun çıkmakta. Çünkü hangi kimlikten,sınıftan,meslekten, inaçtan olursa olsun kadınlar farklı şekillerde de olsa erkekler tarafından sistematik olarak şiddete maruz kalmakta. Şiddeti kullanarak amaç kadınların yaşamını, kimliğini, bedenini kontrol etmek, baskı altına alarak susturmak, benliğini yok ederek üzerinde tahakküm kurmak. Yani kadına yönelik şiddet ideolojiktir ve bu ideoloji ırkçılık,milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, homofobi ve militarizm gibi alanlardan beslenmektedir.

Ancak şiddet ile ilgili tartışmalara baktığımızda her zaman olduğu gibi şiddeti uygulayan erkek üzerinden değil maruz kalan kadının 'hak' edip etmediği üzerinden yapılmakta. 'Öfkeli erkek, bahtsız kadın' başlıklı gibi katliam haberlerinin yapılış tarzı ile ise şiddet erkeklerin bir anlık öfkesi, kadının kaderi olarak gösterilmeye çalışılmakta.

Ayrıca kadınlar kamusal alanda görünür oldukça bu alanlarda kendilerini daha fazla varetmeye çalıştıkça iktidar kaygısı taşıyan erkeklerin hedefi haline gelmekte. Erkek devlet şiddeti her alanda meşrulaştırılmakta.

Her yıl olduğu gibi bu yılda kadın mücadelesine ve söylemlerine yönelik şimdiden tartışmalar başladı bile. Kadın mücadelesi değil sınıf mücadelesi, ayrı bir kadın örgütlenmesı sınıf mücadelesini böler, kadın cins bilinci değil sınıf bilinci diyenden tutunda, itaat et rahat et, insan hakları mücadelesiyle her sorun çözülür iddialarına kadar geniş bir yelpazede tartışılıyor.

Tabii ki geniş yelpazede tartışılması güzel güzelde hep aynı konuları tartışıp duruyoruz.

Ancak içinde yaşadığımız kapitalist sistem sadece burjuvazinin ayrıcalıklı olduğu bir sistem değil, hangi sınıftan olursa olsun tüm erkeklerin ayrıcalıklı olduğu sistem. Çünkü toplumsal hiyararşi düzenlenirken sadece hakim sınıfların çıkarları doğrultusunda değil hangi sınıftan olursa olsun erkeklerin çıkarları ve onların yararına düzenlenmiştir. Erkeklere bu ayrıcalığı sağlayan patriyarkadır. Kadınların özgürleşmesi için toplumsal cinsiyete dayalı cisiyetçi rollerin değişmesi gerek. Bunun için erkek devlet iktidarına, patriyarkaya karşı feminist mücadele, onu besleyen kapitalist sisteme karşı sınıf mücadelesi.

Birde; şu üst telden konuşarak onlarca yıldır kadın mücadelesi içinde birikim yapmış kadınlara eşitlik öyle değil böyle olur diye akıl hocalığı yapmaya çalışan yol arkadaşlarımız yok mu? Yada kadın örgütü olduğunu iddia eden ama halen zaman zaman kadın mücadelesi konulu panellerde kadınların yerine erkekleri panelist olarak konuşturmaları neyin çabası merak ediyorum!..

Oysa kadın mücadelesi içinde o kadar birikimli kadınlar dururken, halen böyle durumların yaşanmasını anlamıyorum. Birde bir çok kurumda erkekler kadın mücadelesi içinde öne çıkmış feminist kadınların, kadınlarla ilgili kadın konulu panellere davet edilmelerine bile karşı çıkarak, engel olmalarını ise hiç anlamak istemiyorum. Kadınların hak ve özgürlüğünü, eşitliğini savunuyorsanız bu neyin korkusu ve çabası o zaman söyleyin?

Kadın cins bilincine sahip olan kadınlar sorar, sorgular, ne biat eder, nede itaat eder, erkeklerin iktidarı yıkılır korkusu olmasın sakın !

Kadınların ortak düşmanı olan erkek egemenliğine karşı kadın mücadelesi ortak yürütülürse başka bir geleceği örebiliriz. Daha fazla Güldünyalar, Emineler, Güzideler Ekinler, Özgecanlar yaşanmaması için bir kişi daha eksilmemek için, 25 Kasım'da alanlarda buluşalım.

Birlikte Güçlüyüz! Haydi Dayanışmaya!

21.11.2019
Teilen
2019-12/01-Sayı-588
metzgerei-marx
limousine-service-ulm
Takvim
Interna
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Merhaba TV
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN