Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2019 Sayıları
Reklam İletişim Künye
Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi
Sayy: 581 - 06.05. - 03.06.2019 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2019 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Reklam
     Başvurusu
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2018/19
 
Aradığınızı Bulmak İçin
Tıklayın!
Güney Almanya
İş Rehberleri
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

İnsanın en savunmasız halidir çocuk insan! Dokunmayın çocuklara!

Perihan Baçaru 
Son günlerde gene çocuklara yönelik cinsel istismar, şiddet ve çocuk kayıpları gündemimize oturdu. Geçen hafta gene, İstanbul Küçükçekmece’de 5 yaşındaki bir kız çocuğunun cinsel istismara maruz kalması haberi ile sarsıldık.

23 Nisan’ı Çocuk Bayramı ilan eden ilk ve tek ülke olduğu ile övünen Türkiye’de çocuklara yönelik her türden şiddet artarak devam etmekte. Her üç çocuktan birinin cinsel istismara maruz kaldığı Türkiye çocuğa yönelik istismarlarda dünyada üçüncü sırada.

Hatırlayacak olursak geçen yıl 24 Haziran seçimlerinin arkasından Leyla ve Eylül’ün haberleri gündeme oturmuştu. O dönemde de sanki yıllardır çocuk istismarları yaşanmıyor da yeni ortaya çıkmış gibi hem büyük şaşkınlıkla hem de hararetle idam ve hadım gibi çözüm’süzlükler üzerinden tartışılmıştı.

Peki o günden bugüne ne değişti? Hiçbir şey?

Nasıl bir önlem alındı? Hiçbir önlem alınmadı?

Bugünde o günkü gibi sosyal medyada idam ve linç girişimi gibi militarist dille çözümsüzlükler üzerinden tartışmalar yürütülmekte, tepkiler dile getirilmektedir.

Ama gerçek anlamda çözüme dair tartışmalar çok az yürütülmektedir.

Her şeyden önce çocuklar cinsel şiddete istismara maruz kalmadan öncesi şiddetin kaynağına inip bunların tartışılıp acilen önlemler alınması gerekirken, bütün tartışmalar maalesef çocukların örselendiği, güven duygusunun sarsıldığı ruhlarında onulmaz yaraların açıldığı, şiddete, istismara maruz kaldıktan sonrası için yapılıyor. Bu da çözüm değil çözümsüzlük yaratır.

En kötüsü ise, kadına yönelik katliamlarda, taciz ve tecavüzlerde olduğu gibi çocuk istismarlarında da sadece herhangi bir sapığın, sadistin işlediği suç olarak görülüp olay bireyselleştirilmektedir.

Çocuğa yönelik her türden şiddet, katliamlar, cinsel istismarlar bir sonuçtur. Bu sonuca neden olan patriyarkal-kapitalist sistem yani erkek egemen zihniyet, cinsiyetçi bakıştır.

Esas sorunun temelinde yatan erkek egemen sistemin ve onun yarattığı erkek-devlet şiddetin özel ve kamusal alanlarda sürekli ideolojik-politik olarak nasıl yeniden üretildiğinin açığa çıkararak bunun üzerinden çözümler üretmek gerekiyor.

Ayrıca toplum olarak, birey olarak bizler cinsel istismarların, taciz ve tecavüz vakalarının neresindeyiz diye kendimize soruyor muyuz? Toplumsal gerçekliğimizle yüzleşiyor muyuz?

Kendimizle ve toplumsal gerçekliğimizle yüzleşmedikçe, kendimize dokunmayan bir yerden ele aldığımız sürece bu tür olaylar artarak, kanayan bir yara olarak devam edecek daha çok Leyla’lar, Güzide’ler, Özgecan’lar yaşanacaktır Örneğin neden kız ve erkek çocuklarına verilen cinsiyetçi eğitimle ve erkek egemen zihniyetle yüzleşmiyoruz?

Neden erkek çocuğuna daha küçük yaşlardan itibaren; en güzel kızları oğullarımıza alacağımızı söyleyerek kızların alınabilir olduğunu, ergenlik çağında, ‘yakışıklım, kaç tane kızın canını yakacaksın ?’ diyerek kızların canını yakabileceğini daha ileriki yıllarda ‘kaç tane kızın canına okudun’ diyerek artık kızların canlarına okuyabileceğini, kızlar kurban olsun oğluma diyerek kurban edebileceğinin algısını yaratan eğitimle ve günlük yaşamda kullandığımız cinsiyetçi dille hesaplaşmıyoruz?

Erkek çocuklarını sürekli erkekliği üzerinden kışkırtarak, erkek olma değerlerini ve erkekliği yücelterek verdiğimiz cinsiyetçi eğitimle, hele hele sünnet ve sünnet düğünlerinde verilen cinsiyetçi mesajlarla, cinselliği üzerinden kışkırtarak nasıl bir cinsiyetçi, tacizci erk’ekler yetiştirdiğimizin farkında mıyız?

Küçük yaşlardan itibaren çocukların haklarını gasp ede, ede hakların nasıl gasp edileceğini öğreterek, hak ihlalleri yapan bireyler haline nasıl getirildiğinin farkında mıyız?

Ya baskıya, şiddete dayalı eğitimle çocukların güven ve özgüven duygularının nasıl sarsıldığının farkında mıyız?

Sorunlu çocuk yoktur, sorunlu aile, sorunlu eğitim, sorunlu yaklaşım, sorunlu toplum sorunlu sistem vardır.

Maalesef toplumsal yaşamın her alanı, eğitim alanları dahil basın -yayın, diziler -filmler şiddet içerikli, cinsiyetçi ve maço erkek tiplerinin oluşturduğu modellerle dolu. Çocuklar bu modelleri göre, göre büyüyor. Savaşı, şiddeti, linçleri kutsayan filmlerle, söylemlerle yıkanıyor körpecik beyinler.

Çocuğa da, kadına da her türden şiddet, taciz, tecavüzler ideolojiktir.

Diyanet’in 9 yaşındaki çocukla evlilik olabilir, baba kızına şehvet duyabilir, erkek çocuğu annenin dizinden yukarı bakmamalı gibi fetvaları ve açıklamaları suçlara zemin hazırlıyor. Hele hele devlet makamının en üst organlarında yer alan bakanın, Ensar Vakfı’ndaki istismarla ilgili ‘bir kereden bir şey olmaz’ diyerek vakıflarda yaşanan taciz ve tecavüzleri örtmeye çalışması geleceğin tacizci ve tecavüzcülerini cesaretlendirmesine zemin hazırlıyor maalesef. Bu bakış açısı sonucu son yıllarda AKP iktidarı ile birlikte Türkiye’de çocuklara yönelik işlenen suçlar yüzde 700 arttığı ortaya çıkmıştır.

Bu tür söylemleri dile getirenler cezalandırılmadığı, suç işleyenler iyi hal indiriminden yararlandırıldığı, yasalar erkekten yana olduğu ve değişmediği sürece kadına yönelikte, çocuğa yönelikte her türlü saldırı, istismar ve suçlar, taciz ve tecavüzler artarak devam edecektir.

Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne imza atmış bir ülke ve acilen sözleşmenin gereklerini derhal yerine getirmelidir.

Ayrıca talep edilen Çocuk Hakları Bakanlığı, Çocuk Komisyonlarının derhal kurulması gerekiyor. Tabi ki sadece kurmak yeterli değil, bu kurumların nasıl işleyeceği, nelerin, nasıl yapılacağı oldukça önemli. Her yerde çocuk meclisleri kurulmalı, bu meclislerde çocuklara ve ebeveynlere yönelik bedeninde ve kimliğinde farkındalık yaratan, cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmayı hedef alan eğitim ve atölye çalışmaları acilen yapılması gerekenlerin bir parçasıdır.

Cinsiyetçi bakışı reddeden, eşit haklar ve özgürlükler temelinde nasıl bir demokratik eğitim sorusu acilen önümüzde duran meselelerden biridir.

Hep birlikte çocuk istismarlarına dur diyelim!
Teilen
2019-05/01-Sayı-581
limousine-service-ulm
Takvim
Interna
Fehmy und Fesih
Türkische Spezialitäten Schillergarten
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Merhaba TV
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN