Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2019 Sayıları
Reklam İletişim Künye
Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi
Sayy: 581 - 06.05. - 03.06.2019 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2019 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Reklam
     Başvurusu
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2018/19
 
Aradığınızı Bulmak İçin
Tıklayın!
Güney Almanya
İş Rehberleri
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

Irkçılığa karşı kadınlar

Courage Stuttgart Kadın Örgütü, hafta sonu Untertürkheim, ABZ merkezinde düzenlediği ve konuşmcı olarak Dr. Banu Büyükavcı’nın da olduğu bir panel düzenledi.

Gül GÜZEL (Stuttgart) 
Resim galerisi için tıklayın
Courage Stuttgart Kadın Örgütü, Untertürkheim, ABZ merkezinde düzenlediği bir panel ile ‘’kadınlar ırkçılığa karşı’’ başlığı altında konularını işledi. Yapılan panelin ana konuları, ‘’Almanya’daki gelişen olumsuz devlet yasaları, Kürt kadınları başta olmak üzere devrimci kadınların kriminalize edilmesi, siyasi tutsaklara yaşatılan mağduriyetler…’’ şeklindeydi. Programın panelisti, 15 Nisan 2015 tarihinde Avrupa genelinde yapılan operasyonlarla tutuklanan ve Münih cezaevinde tutulan 10 kişiden (ATİK) biri olan Dr. Banu Büyükavcı idi. Eşiyle birlikte tutuklanan Dr. Büyükavcı 3 yıl tutuklu kaldığı Münih yüksek güvenlikli cezaevinden eşiyle birlikte 15 Şubat 2018 tarihinde şartlı adli kontrol çerçevesinde serbest bırakılmıştı. Ancak ATİK davası olarak bilinen davanın duruşmaları hala haftada iki gün devam ediyor ve Banu Büyükavcı eşiyle birlikte bu duruşmalara her seferinde katılmak zorunda.

Kadın olarak ırkçılık ve erkil zihniyetin mağduruyuz!
Bir seneden beri cezaevinden çıkmış olmasına rağmen hala cezaevinde yaşadığı şiddete ulaşan tecrittin oldukça etkisi altında olduğunu söyleyen Büyükavcı, zaman zaman konuşmaya zorlandı. ‘’Arkadaşımla birlikte oturduğumuz pastahanede kahve içerken, yanımıza gelen iki polis memurunun ‘’Siz bayan Büyükavcı ’mısınız?’’ diye sorması üzerine ‘’evet’ ’dememle birlikte koltuklarımın altına girerek;’’o zaman sizi tutukluyoruz; gidelim’’ dediler ve ertesi gün, 129b ceza yasası çerçevesinde suçlu olduğum söylenerek, Cezaevine gönderildim. Aynı günde biz 10 komünist aktivistler olarak eş zamanda tutuklandık’’ diyerek, tutuklanma anını anlatmaya çalıştı…

Hala şoktayım!
Ben yaşadığım bu tutuklanma durumumla cezaevinde uygulanan tecritten dolayı hala şok yaşıyorum. Tutukluluk sürecimde günün 23 saati boyunca tek kişilik, 8 metrekare hücredeydim. Bir kişiye ‘’Hallo’’ diyebilmenin bile ne kadar değerli ve güzel olduğunu orda öğrendim. Ben o kadar büyük bir tecrit altında tutuluyordum ki, cezaevindeki diğer tutuklu kadınların yüzünü dahi görebilme imkanım yoktu. Avukat görüşlerine çıktığım zaman cezaevi koridorundaki diğer tutuklu kadınlara bana arkalarını dönmeleri emri veriliyordu. Yani şiddet ve aslında en büyük bir işkence bizlere böyle yaşatıldı. İlk süreçlerde hiç bir kitap veya mektup almamıza müsaade edilmiyordu. Her gün 23 saat hücrede tutulduktan sonra bir saat havalandırmaya çıkarılıyordum. Ama bir tek ben yalnız başıma kadın olarak havalandırmada gezmek zorunda kalıyordum. O yüzden diğer siyasi olmayan tutuklular beni havalandırmada görünce, çamlara, demirlere vurarak taciz ediyorlardı. Yani günde bir saat havalandırmaya çıkmam da böyle farklı bir işkenceye dönüyordu.

Bana mektuplar gelmiş!
Bu şekilde kaç ay geçti bilmiyorum ama günün birinde hücremin kapısı açılarak, ’’Bayan Büyükavcı size mektuplar var’ ’dediler ve ellerime çok sayıda mektupları bıraktılar. Ben sevinçten, mutluluktan adeta çılgına döndüm. O kadar sevindim ki nerdeyse sevinçten kalp krizi geçirecektim. Ve mektupları elime alarak, sevinçten boğulurcasına ağlamaya başladım…Şunu söylemeliyim ki, ben çok büyük bir tecrit altında tutuldum. Bu tecritti ben dünyanın en büyük işkencesi olarak görüyorum. Bu tecrit işkencesi, aynı zamanda Almanya’nın en büyük insanlık ayıbı; utancıdır bence… Çünkü dosyalarımızda suç ibaresi olan hiç bir kanıt olmadığı halde, bize uygulanan bu tecrit ve hukuksuzluk, 2015’ten 2017 yılına kadar en ağır şekliyle uygulandı. Ben kendim doktor ve Psikolog olduğum halde bizlere uygulanan bu tecrit işkencesi altında fiziksel ve psikolojik erime yaşadım. Ne kadar güçlü olursa olsun bir insan, bir süre sonra dayanma gücünü yitiriyor. O yüzden tekrar ederek, Almanya’yı 21.YY’da insanlara uyguladığı bu inanılmaz tecrit işkencesinden dolayı şiddetle kınıyorum. Almanya’nın biz Kürt ve Türk devrimcilere uyguladığı bu hukuksuz keyfi uygulama ve tecritlere karşı birlikte mücadele ederek, durumu değiştirebiliriz. O yüzden birlikte mücadele etmeyi hedef almalıyız.

Beni çıldırtan şey…
Benim ve diğer arkadaşların tutuklanma nedenimizin ne olduğu hiç bir şekilde net değil. Savcılık tarafından yapılan bir suçlamada benim ‘’Kadın mültecileri tedavi ettiğim’’ söyleniyor. Yani suçum buymuş. Bu da Alman yasalarının ne kadar Irkçı ve kadın düşmanı olduğunu belirtiyor! Tutukluluğumuz sürecinde şahit olduk ki, aynı suçu işleyen veya işlediği iddia edilen yabancı uyruklu kadınlara iki kat fazla ceza veriliyor. Bütün bu tutuklama ve tecritten daha çok beni çıldırtan şey ise, biz tutuklanmadan 3 yıl boyunca evimize yerleştirilen cihazlarla yatak odamız, mutfak ve oturma salonumuzun dinlenmiş olması. Ev ve el telefonlarımız da dinlenmiş ama 3 yıl boyunca yatak odamız dinlenmiş, kayıt edilmiş ve Almanca ’ya çevrilmiş!!! İşte bu beni çıldırtıyor, delirtiyor!!!

Panelin ikinci bölümündeyse katılımcılar tarafından çok yönlü soru, cevap ve değerlendirmeler yapıldı. Ardından Courage Kadın Grubu'nun söylediği devrimci marşlarla program sona erdi.
Teilen
2019-03/01-Sayı-579
limousine-service-ulm
Takvim
Interna
Fehmy und Fesih
Türkische Spezialitäten Schillergarten
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Merhaba TV
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN