Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2018 Sayıları
Reklam İletişim Künye

Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi

Sayy: 561 - 26.04. - 17.05.2018 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2018 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Reklam
     Başvurusu
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2017/18
 
Aradığınızı Bulmak İçin
Tıklayın!
Güney Almanya
İş Rehberleri
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

Diyarbakır 5 No’lu Cehenneminde, Ölümden de Öte

Ve bu yerlerde binlerce insanın vahşet altında inlediğini ve direndiğini biliyordum. Bu direnişlerde adlarını anamadığım sayısız onurlu, mert insan vardı. Zafer, bütün direnişçilerin ortaya çıkardığı bir sonuçtu. Ben ancak en öne çıkanları ve yanı başımda direnerek, yaşamını yitirenleri kaydetmekle yetindim...

Gül GÜZEL (Ludwigsburg) 
Resim galerisi için tıklayın
Bütün insan kimliklerinden sildiler bizi
Kebir defterine tek adla yazıldık hepimiz
Faşizmin yem sepetinde ’suç’ alafıydık
Yedikçe kanlandı vahşet siz hiç görmediniz
Paramparça olduk sonra tek parça halinde dirildik...

“Diyarbakır 5 No’lu Cehenneminde, Ölümden de Öte” adlı kitabı yazan Hasan Hayri Aslan- Arif Bilgin (İkisi de aynı kişi ) mütevazi bir yaşam sürdürmeye çalışıyor. Cezaevinden çıktıktan sonra da rahat bırakılmayan eski TKP-ML öncü kadrolarından olan yazar, gazeteci ve araştırmacı, yaşamının geri kalan kısmını şartlar el verirse doğduğu Dersim topraklarında geçirmek istiyor. Hayatında en çok önem verdiği şey, Özgürlük ve Bilgelik ikilisi. Güney Almanya’nın Ludwigsburg şehrinde yaşayan Ölümden de Öte kitabın yazarı, Arif Bilgin ile yaşamımın her alanında “mantıkla düşünüp, hareket etmesini seviyorum” diyen cümlesi doğrultusunda bir söyleşi yaptık.

-Siz, dünyanın en kötü cezaevlerinden biri olan Diyarbakır 5 No’lu askeri cezaevinde 10 yıl geçiren bir yazarsınız. Kitabınızda 5 No’lunun kronolojik öyküsünü yazıyorsunuz. Bu kitabı hangi amaçla yazdınız diye sorsam nasıl bir cevap vermek istersiniz?
-Bu kitabı, 12 Eylül askeri darbesinin insanlık dışı çirkin yüzünü çarpıcı bir şekilde devrimcilere ve diğer halklara göstermek için yazdım. Çünkü, ben 17 Aralık 1981’de, yani Askeri darbeden yaklaşık bir sene sonra, 1990 Ekim ayına kadar ordaydım. Orda, o süreçteki bütün merhaleleri kendim de bizzat yaşadım. Sadece işkence ve insan çığlık seslerinin duyulabildiği bir anda o zindana düştüm. Her dakikası aslında bir cehennem azabı olan o vahşet altında yaşamaya fazla katlanamadım. 5- 6 ay sonra zamanım direniş-hastahane ve hücre üçgeni içinde geçti.

Ama şunu belirteyim ki, acıyı hissetmek için, işkence görmek gerekmiyor. İşkence gören insanların dinmez çığlıklarını dinlemenin korkunç bir zulüm olduğunu orda yaşayarak, öğrendim. Çünkü orda 5 No’lu insani olan her şey canavarca bir saldırı altındaydı. İnsanların aklı, inancı, kimliği, vicdanı, onuru, cinselliği, bedensel bütünlüğü, yaşama hakkı yani insana dair ne varsa saldırı altındaydı. Bütün değerlerinden vazgeçirip, tek tip, her şeyini yitirmiş bir insan türü yaratmak isteniyordu...

-Kitabınızda o süreçte 5 No’luda tutuklu bulunan devrimcileri ve ilişkilerini anlatıyorsunuz. Bu kitabı yazarken amacınız 5 No’ludaki işkenceleri ve zulmü anlatmaktan öte başka hangi amaç vardı? Kitabı yazdıktan sonra amacınıza ulaşabildiniz mi?
-Kitabı yazarken, ağırlıklı olarak, ordaki direniş ve direnenleri yazmak istedim. Ama bunu yazarken de yetersiz kalacağımı düşündüm. Çünkü, Diyarbakır Cezaevi 5 ayrı bloğa yayılan 40 civarında koğuş, 80 hücre, 8 kör hücre ve işkence mekanı olarak kullanılan koridorlardan, merdiven altlarından, spor ve sinema salonlarından, çamaşırhane ve hamamdan ve özel işkence odalarından oluşan bir yerdi. Ve bu yerlerde binlerce insanın vahşet altında inlediğini ve direndiğini biliyordum. Bu direnişlerde adlarını anamadığım sayısız onurlu, mert insan vardı. Zafer, bütün direnişçilerin ortaya çıkardığı bir sonuçtu. Ben ancak en öne çıkanları ve yanıbaşımda direnerek, yaşamını yitirenleri kaydetmekle yetindim.

Diyarbakır 5 No’lu Cehenneminde ‘Ölümden De Öte’ kitabı Patika Kitap yayınlarında birinci baskısı 2015, ikinci baskısı 2016 yılında yayınlandı. Şu anda üçüncü baskısı yapılacak olan kitap, şimdiye kadar Türkçe dilinde olup, yazarın hayali ise, İngilizce ve Almanca dillerine çevrilmesi. Çünkü Diyarbakır 5 No’lu Cehenneminde ‘Ölümden De Öte’ pratiğinin bütün dünya devrimcileri tarafından okunmasını istiyor. Ölümden de Öte olan işkencelerden dolayı, bir kerede ölmeyi sevip, tercih edenlerin dilinden yazılan kitapta işlenen bazı başlıklar:

‘Bilinmezlikler Cehennemine Yolculuk, Ayıltma banyosu, Kemal Pir ile 54 gün aynı hücrede, Bitmez tükenmez İşkenceler, Vahşetinde yaygınlaşan intihar düşüncesi, Diyarbakır’a cezaevi mi yeter?, Mazlum Doğan’ın firar girişimi, Ölüm makinası Esat Oktay Yıldırım işbaşında, 21 Mart 1981 Mazlum Doğan’ın Newroz Eylemi, 5 No’lu Mecburi Kadın, Sakine Cansız’ın yoldaşlarıyla duygulu dayanışması, Bayramlık işkence, Diyarbakır zindanında kadın olmak, 19 Aralık 2000 katliamı.

Yazar Hasan Hayri Aslan’a kendisine yurt dışında yaşamaktan dolayı çektiği zorlukları sorduğumuzda “Burda yaşarken çektiğim tek zorluk ülkemden uzakta yaşamak. Ben bir bütün olarak Türkiye’yi seviyorum ama, kendi doğduğumuz, bize can veren Dersim/Kürdistan coğrafyasını kastetmek istiyorum. Mesela hiç görme imkanım olmayan Kandil Vadisinin fotoğraflarını gördüğümde bayılıyorum o güzelliğe. Ordaki tarihi yapılar yıkılıyor, baltalanıyor; tabiat tahrik ediliyor. Halbuki o coğrafyadaki bu güzelliklerin korunması gerekir. Çünkü o topraklar, ana-atadan öte bize can verdi veriyor. En vahimi de bu şekildeki topraklarına dönememek, orada yaşayamamak. Ama öyle bir an gelecek ki, insan her şeyi göze alıp, günün birinde gider o yerlere.

Aslında o ülkeden ölüm pahasına da olsa çıkmamak, direnmek gerekiyor. Ama devrimciler mutlaka kendini savunmalı, ölmemelidir! Ölümün değil yaşamın kahramanı olmak gerekir. Devrim ve devrimcileri unutmamak ve korumak gerekir. Mesela Mustafa Karasu ve diğer arkadaşların hayatları ve yaşamaları çok önemli ve hayatlarının korunup, yazılmasını çok istiyorum. Karasu benim bir ara cezaevindeki arkadaşımdı. Eğer zaman bulursam, O’nun da hayatını yazmak istiyorum. Bir de devletin denetleyemediği devrimci bir basın şeklini geliştirmemiz gerekiyor. Yazarlık da devrimci eylem biçimlerinden biridir. Müzik, şiir, yazı yazmak, konuşmak gibi yetenekleri kim yapabiliyorsa, onu devrim için en iyisini yapmak gerekir. Çünkü devrim çok renkli bir kavramdır” diyor.

Anneme verdiğim söz var
Dersim 1938 katliamı sürecinde annem, ailesinden çok önemli 8 yakınını kaybediyor. Are’li Aşiretinden, o bölgede çok seçkin olan 8 kişi, Pülümür’de kurşuna diziliyor. Yani güya devlet gözetimindeyken, orda devlet tarafından yargısız olarak, tutuklu durumdayken katlediliyorlar. Bu çok ilginç olan hikaye şimdiye kadar hiç yazılmadı. Bir ara ben bu konuda bir kaç makale yazdım. Ama o bölgede yapılan sürgün ve katliamların yazılması gereği var. Bu konuda hem anneme sözüm var; hem de benim ailemin toplu katliama uğradığı bir olay olduğu için, çok önem veriyorum bu hikayeyi yazmayı.

Hasan Hayri Aslan kimdir?
1938 Dersim sürgün ailelerinden olan ailesi, Dersim’e geri döndükten sonra 1950 yılında Pülümür’de doğdu. İlkokulu 3 ayrı köyde bitirmek zorunda kaldı. Bir süre İstanbul’a çalışmaya giden Hayri Aslan 1969 yılında yeniden memleketine dönerek, lise eğitimine devam etti. 12 Mart darbesi ile tutuklandı ve 1 ay sonra yine serbest bırakıldı. Dersim dahilinde eğitimini sürdürmesi yasaklandığı için, liseyi İstanbul’da bitirmek zorunda kaldı. 1973 yılında İDMMA not bürosunda çalışmaya ve paralelinde İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat faküldesinde eğitimine devam etti.

Bütün bunların yanında şair ve ozan olarak sahnelerde yer aldı. İşçi, gençlik, memur örgütleme ve basın faaliyetlerini yürüttü. 1978’de İDMMA’dan istifa ederek, partinin örgütlenme çalışmalarında yer aldı ve 1981’de TKP-ML merkez komitesine seçildiğinde İşçi Köylü Gazetesinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Ancak 17 Ekim 1981 yılında tutuklanarak, Diyarbakır 5 No’lu askeri cezaevine konuldu. Cezaevinde çok ağır işkencelere maruz kalan Hasan Hayri Aslan, Şubat 1991 yılında Bursa Özel Tip cezaevinden tahliye edildi. Bir yıl Halk Demokrasi’sinde başyazarlık yaptıktan sonra, sağlık sorunlarından dolayı 1992 yılında tedavi amaçlı yurtdışına çıktı.

“Ölümden de Öte” yazarın ilk kitabı. 10 yıl kaldığı Diyarbakır 5 No’luda direnişe ve zulme doğrudan tanıklık eden yazar, bu kitabı yazmayı geleceğe ışık tutmak ve devrimci direnişin kazançlarını ve şeklini nesillere taşımak gereğini duyarak yazdı.
Teilen
2018-01/01-Sayı-553
Merhaba TV
Takvim
Interna
Toker
CNR Food Istanbul
CNR Emlak Fuari
Fehmy und Fesih
Türkische Spezialitäten Schillergarten
Dr. med. univ. A. Aslan
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Memmo Döner Bıçakları
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN