Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2017 Sayıları
Reklam İletişim Künye

Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi

Sayy: 552 - 14.12. - 27.12.2017 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2017 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2017/18
 
Aradığınızı Bulmak İçin
Tıklayın!
Güney Almanya
İş Rehberleri
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

Merhaba'dan

Bakalım n'olcak? - Hüseyin ŞENOL

 
Jamaika modelinde uzlaşma çıkmayınca, Almanya'da ibre "büyük koalisyonu" göstermeye başladı. Almanya’da iki haftadır koalisyon krizinin nasıl aşılacağı tartışılıyor. Krizin çözümü için Cumhurbaşkanı Steinmeier de devreye girerek, parti liderleriyle görüşmeye başladı Daha seçim akşamı karşı olduğunu açıklayan SPD yönetimi, "büyük koalisyon" için kapıyı araladı. CDU ve CSU yönetimi de, SPD ile koalisyon kurulmasından yana. Almanya’da Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller arasında yapılan koalisyon ön görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ibre, son 4 yıldır ülkeyi yöneten ve "büyük koalisyon" olarak adlandırılan CDU/CSU ile Sosyal Demokrat Partinin (SPD) yeniden koalisyon kurmasına döndü.

24 Eylül’de yapılan genel seçimde ciddi oy kaybı yaşayarak tarihinin en kötü sonucunu alan SPD, muhalefette kalmak istemişti.

Bunun üzerine CDU/CSU, FDP ve Yeşiller, Almanya’da hiç denenmemiş üçlü koalisyon kurmak için kolları sıvadı.

Ancak 4,5 hafta süren görüşmelerin ardından güven tesis edilemediği ve ülkeyi ilgilendiren önemli konularda partiler arasında ciddi görüş ayrılıkları bulunduğu gerekçesiyle FDP masadan kalktı ve ülke, bugüne kadar yaşamadığı koalisyon krizine sürüklendi.

Kamuoyunda "erken seçim", "azınlık hükümeti" ve CDU/CSU ile SPD’in yeniden "büyük koalisyon" kurması ihtimalleri üzerinde duruluyor.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Başkanı ve Başbakan Angela Merkel’in azınlık hükümeti kurmayı planlamadığını söylemesi ve SPD’nin de genel seçimlerden sonra takındığı koalisyona girmeme tutumunu sürdürmesiyle ilk başta "erken seçim" en kuvvetli ihtimal olarak görüldü.

Steinmeier devrede
Ancak bu aşamada devreye giren Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, CDU/CSU, FPD ve Yeşiller'in liderlerinin yanı sıra SPD Genel Başkanı Martin Schulz ile görüştü.

SPD yönetimi, Steinmeier-Schulz görüşmesinin değerlendirildiği ve 8 saati aşan toplantıdan sonra, Steinmeier’in bundan sonra getireceği önerilerin bekleneceğini ve SPD’nin kapılarını görüşmelere kapatmayacağı kararının çıktığını açıkladı.

Almanya, 2005-2009 ve 2013-2017 yıllarında Merkel liderliğinde büyük koalisyon ile yönetilmişti.

Merkel’e de istifa çağrısı
Hrıstiyan Sosyal Birlik (CSU) lideri Horst Seehoher'den sonra, Hristiyan Demokrat Birlik Partinin (CDU) gençlik teşkilatı Junge Union’un (JU) Düsseldorf Bölge Teşkilatı da CDU Genel Başkanı Angela Merkel’in görevinden istifa etmesini istedi.

Bana göre, tüm partiler çok bilinmeyenli bir ortamda. Sadece Seehofer veya Merkel değil, Cem Özdemir'den Christian Wolfgang Lindner'e kadar, hatta faşist parti liderlerine kadar herkes gidebilir, bu ortamda. En sağlam duran parti, şu anda sadece Sol parti (Die Linke).

Belli ki, daha bir kaç sayı, koalisyon ağırlıklı manşetler atmaya ve yazmaya devam edeceğiz.

Kadınlar Ulm'da da meydandaydı
HDK-A, SKB, TJK-E, SYKP, MLPD, ADKH, Yeni Kadın ve Partizan Ulm'dan kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle şehir merkezinde gösteri yaptılar.

Etkinlikte açılan pankart ve dövizlerde kadına yönelik şiddet ve erkek egemen anlayış protesto edildi. Ağırlıklı Almanca yapılan konuşmalarda, Avrupa'da ve Türkiye'deki kadınların durumuna değinilirken, özellikle Avrupa'daki Türkiyeli kadınların ayrıca göçmen ve azınlık olmaktan dola­yı da­ha ağır koşullarda yaşamak zorunda bırakıldığı anlatıldı.

Tüm dünyada olduğu gibi Almanya'da artan kadın cinayetleri de konuşmalarda geniş yer aldı. Ayrıca, Türkiye'de tutuklu bulunan gazeteci Ulm'lu Meşale Tolu'nun da evi basıldığında, çocuğunun gözü önünde polis tarafından fiziksel şiddete uğradığı da ayrıca belirtildi. Eylemde, Nuriye Gülmez, Semih Özakça, Deniz Yücel ve tüm politik tutuklularla dayanışmaya devam edileceğinin altı çizildi.

Akkaya'yla söyleşiye büyük ilgi
SYKP Ulm Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla, feminist yazar Gülfer Akkaya’nın katılımıyla “Alevi Kadınların durumu ve Erkek Şiddeti” paneli gerçekleştirdi. Kadim ve kadıncıl olan Aleviliğin, devletler, erkek egemen başka inançlar ve Alevi erkekler tarafından erkekleştirildiğinin altını çizen Akkaya, bu değişimin Aleviliği asimile eden en temel unsurların başında geldiğini aktardı.

Tohum Kültür Merkezi'nde yapılan toplantıda SYKP Ulm Kadın Meclisi’nden Ayda Şenol 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü ve SYKP Avrupa’nın başlatmış olduğu “Erkek Şiddetine, Tacizine, Sömürüsüne, Düzenine Son!” kampanyasıyla ilgili bilgi verdi.

Bu panelden 2 gün sonra da Münih'te panele katılan Akkaya, orada da büyük ilgi gördü. Yazar, 17 Aralık'ta Heidenheim AKM'de olacak.

“Adres değişikliği sorun olmayacak”
İstanbul Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu, “Yurt dışındaki bazı vatandaşlarımız adres değişikliği nedeniyle yurt dışındaki seçimlerde oy kullanamamıştır. Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılan son değişiklikle, bu sorunun giderilmesi için önemli bir adım atılmış oldu.” dedi.

AB’den “temiz ulaşım” adımı
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, otomobil ve kamyon gibi kara taşıtlarının emisyon salınımlarını düşürmeye yönelik düzenleme teklifi hazırladı. AB Komisyonu’nun Paris İklim Anlaşması taahhütlerine uyum için hazırladığı “Temiz Ulaşım Paketi” başlıklı düzenleme teklifi açıklandı. Teklife göre, otomobil ve kamyon gibi taşıtların karbondioksit emisyonu salınımları 2030 yılında kadar, 2021 yılı seviyelerinin yüzde 30 altına düşürülecek.

“Dünyanın korunmasını istiyoruz”
Başbakan Angela Merkel, Bonn’da BM Dünya İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP23) yaptığı konuşmada, dünyada gittikçe artan sel felaketlerine ve kuraklıklara dikkati çekerek, dünyanın korunmasını istediklerini, bu nedenle Paris İklim Anlaşmasını desteklediklerini belirtti.

Amerika Ortadoğu’daki çatışmalar için trilyonlar harcıyor
9/11 saldırılarından 9 Eylül 2017’ye kadar, Birleşik Devletler’in Irak, Afganistan, Pakistan ve Suriye’deki savaş harcamaları ve Vatan Güvenliği ve Savunma ve Gaziler İşleri Daire Başkanlığı ek harcamaları 4.3 trilyon dolardan fazla bir miktara ulaştı. Brown Üniversitesi’nden Watson Enternasyonal ve Kamu İlişkileri Enstitüsü, 2016 mali yılı için muhtemel maliyetler ve gazilere yönelik tahmini harcamaları da eklendikten sonra, savaş maliyetlerinin toplamı 5,6 trilyon dolardan fazla olduğunu ortaya koydu. Aslında işin gerçeği, Amerika "kazandığı" için 'harcıyor'.

Son 10 yılda 930 gazeteci öldürüldü
UNESCO, 2 Kasım Gazete­cilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasının Önlenmesi Günü dolayısıyla gazetecilerin güvenliğine ilişkin sayıları yayınladı. UNESCO Almanya Temsilciği tarafından Bonn’da yapılan açıklamaya göre, 2006-2016 yılları arasında meslekleri nedeniyle 930 gazeteci öldürüldü ve bu vakaların sadece yüzde 10’u aydınlatılabildi.

UNESCO’nun açıklamasında, 2016 yılında 102 gazetecinin öldürüldüğüne dikkat çekildi.

Meşale ile dayanışma sürüyor
26.sı düzenlenen mitingte de, her zamanki gibi Meşale Tolu’nun pankart ve afişlerinin yanı sıra, Nuriye Gülmez, Semih Özakça ve Deniz Yücel için de pankart ve dövizler açıldı. Komite sözcüsü yaptığı konuşmada “Sadece Meşale değil, tüm gazeteciler, tüm insan hakları savunucuları, tüm vekillerimiz serbest kalana kadar etkinliğimiz sürecek. Yani her cuma buradayız” dedi. 26. miting 261 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen’in doğum gününe de denk geldi. AGİF, ADHF, ATİF, Anadolu Federasyonu, HDK-Ulm, SYKP ve Alman antifaşist kurumların katıldığı miting, 1 Aralık cuma günü aynı yerde buluşmak üzere son buldu.

Sol “vicdan” yine yok!

Daha önceki sayılarımızda ve çeşitli platformlarda da açıkladığımız gibi; “Sağ”ı anlıyoruz ve vicdanlarıyla başbaşa bırakıyoruz. “Sol”u ise sorgulamaya devam ediyoruz. Geçen sayıda adını da verdiğimiz kurum ve çevreler Ulm’un onuruna sahip çıkmamaya devam ediyor.

Bu konuda görüşlerini beklediğimizi yineliyoruz.

“NSU 3 kişi değil daha geniş bir ağ”
Berlin-Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) Sözcüsü İlker Duyan, ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütünün 3 kişiden oluşmadığını, daha geniş bir ağ olduğunu düşündüğünü söyledi. Duyan, ülkede 2000-2007 yıllarında 8’i Türk 10 kişiyi öldürmekle suçlanan NSU’nun karanlık bağlantılarının ortaya çıkarılması için kurulan Federal Meclis NSU Araştırma Komisyonunun toplantılarına 5 yıl boyunca katıldığını belirtti.

Reddihakim oyunu sürüyor
8’i Türkiyeli 10 kişiyi öldürmek, banka soymak ve bombalı saldırılarda bulunmakla suçlanan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasında sanık avukatlarının reddihakim talepleri davanın gidişatını etkiliyor. Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde 4,5 yıldır devam eden davada şimdiye kadar 385 duruşma yapıldı. Bu süreç içinde sanık avukatları 40’ın üzerinde reddihakim talebinde bulundu.

Evet, sanık faşist, neonazi Zschäpe yalanlara, mahkemeyi oyalamya devam ediyor.

DİDF: Mölln unutulmamalı
Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Yürütme Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 25 yıl önce, 23 Kasım 1992 gecesi Mölln'de Arslan Ailesi‘nin yaşadığı evi kundaklayan iki neonazinin 10 yaşındaki Yeliz Arslan, 14 yaşındaki Ayşe Yılmaz ve 51 yaşındaki Bahide Arslan'ı katlettiği belirtilerek, “Arslan Ailesi‘nin her üç ferdini bir kez daha saygıyla anıyor, yakınlarına sabır diliyoruz.” dendi.

Irkçı polis memurluktan atıldı
Federal İdari Mahkeme, ırkçı içerikli dövme taşıyan ve "Hitler selamı" veren bir polisin, memurluktan atılmasını onadı. Mahkemenin kararında, bir memurun anayasaya aykırı içerikli bir dövmeyi taşımasıyla devlete yönelik sadakat yükümlülüklerini ihlal ettiği ifade edildi. Kararda polisin, vücudundaki dövmeyi bilinçli şekilde iletişim aracı olarak kullandığı kaydedildi.

Tüm neonazilerin, ırkçıların, hayatın her alanından el çektirilinceye kadar mücadeleye devam edilmeli.

Mülteci çocukların dramı
Viyana’daki bir mülteci kampında 6 kardeşiyle birlikte kalan 11 yaşındaki Afgan çocuk henüz bilinmeyen bir sebepten dolayı intihar etti. İsmi açıklanmayan çocuk, altı kardeşinin bakımını üstlenmişti. İntihar girişiminin ardından hastaneye kaldırıldıktan bir gün sonra hayatını kaybetti.

Yetkililer, son haftalarda mülteci çocuk intiharlarındaki artışa dikkat çekiyor. Hükümetleri “koruyucu tedbirleri” almamakla suçlayan insan ha­k­ları grupları, küçük yaşta ailelerinin geçim sorumluluğunu kaldıramayan çocukların kendini yaralama veya intihar yoluna başvurduklarının altını çiziyor.

BM'den AB'ye sert göçmen tepkisi
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad El Hüseyin, Avrupa Birliği'nin (AB) Akdeniz üzerinden Avrupa'ya geçmeye çalışan göçmenlere yönelik Libya makamlarına yardımcı olma politikasının "insanlık dışı" olduğunu belirtti. Hüseyin, yaptığı açıklamada, Libya'daki gözaltı merkezlerinde "korkunç şartlar altında" tutulan göçmenlerin sayısının keskin şekilde artmasından dehşete düştüğünü ifade etti.

“Gazze’deki çocukların hakları ihlal ediliyor”
Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi, İsrail'in 11 yıldır Gazze Şeridi'ne uyguladığı abluka sebebiyle, çocukların gıda güvenliğinden, sağlık hizmetlerinden ve eğitimden yoksun olduğunu bildirdi.

Merkezi Cenevre'de bulunan örgütten yapılan açıklamada, Gazze'deki çocukların, uluslararası hukukun güvence altına aldığı haklarının açık bir şekilde ihlal edildiği vurgulanarak, İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik gözaltılarını sıklaştırdığı ve gözaltına alınan çocuk sayısının aylık 150'nin üzerindeki rakamlara ulaştığı kaydedildi.

‘Bosna Kasabı’na müebbet
Eski Yugoslavya Ulus­lararası Ceza Mahke­mesi (ICTY), “Bosna Kasabı” olarak bilenen eski Sırp komutan Ratko Mladic hakkında müebbet hapis cezası verdi. Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan mahkemede, Bosna’daki savaş boyunca Sırp askerlerinin komutanlığını yapan Mladic’in karar duruşması düzenlendi. Mahkeme Konseyi, Mladic’e “insanlığa karşı suç işlemek”, “soykırım yapmak” ve “savaş kanunlarını ihlal etmekten” müebbet hapis cezası verilmesine hükmetti.

Arnavutların ceset kalıntıları toprağa verildi
Makedonya’nın batısındaki Kërçova (Kırçova) kentine bağlı Zayaz köyünde, 1913 ila 1950 yıllarındaki dönemde katledilen Arnavutların toplu mezarda bulunan kalıntıları düzenlenen törenle toprağa verildi.

Tüm dünyada soykırımları, katliamları lanetliyorum. Kahrolsun sömürgecilik, kahrolsun faşizm.

senol@merhaba.info
Teilen
2017-12/01-Sayı-551
Merhaba TV
Takvim
Interna
Toker
CNR Food Istanbul
CNR Emlak Fuari
Fehmy und Fesih
Türkische Spezialitäten Schillergarten
Dr. med. univ. A. Aslan
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Memmo Döner Bıçakları
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN