Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2017 Sayıları
Reklam İletişim Künye

Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi

Sayy: 550 - 16.11. - 30.11.2017 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2017 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Künye
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2017/18
 
Aradığınızı Bulmak İçin
Tıklayın!
Güney Almanya
İş Rehberleri
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

Anadolu'nun 9 bin yıllık koruyucusu: Yumuktepe

Mersin'in Toroslar ilçesinde yaklaşık 9 bin yıldır ayakta duran Yumuktepe Höyüğü, Neolitik dönemden Orta Çağ'a kadar "kale" görevi gördüğü çok sayıda medeniyetin izlerini taşıyor.

AA (Mersin) 
Milattan önce 7 binli yıllara uzanan geçmişiyle Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri olarak öne çıkan Mersin'deki Yumuktepe Höyüğü, Neolitik dönemden Orta Çağ'a kadar "kale" görevi gördüğü için çok sayıda medeniyetin ipuçlarını veriyor.

Günümüzde Merkez Toroslar ilçesinde bulunan Yumuktepe, Çukurova üzerinden Mezopotamya'ya, güneyde Akdeniz'e, kuzeyde de Torosları aşan geçitler aracılığıyla Anadolu'ya bağlanan yollar üzerinde önemli bir konuma sahip olduğu için her dönem büyük medeniyetlerin ilgisini çekti.

Çok sayıda uygarlığın izlerini taşıdığı için "Medeniyetler Beşiği" olarak da anılan höyükte, Neolitik dönemden başlayan ve Orta Çağ'a kadar süren çok sayıda tabakanın kalıntıları bulunuyor.

İlk arkeolojik kazıları, İngiliz John Garstang başkanlığında 1936-1937 yıllarında yapılan höyüğe, İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle uzun bir süre kazma vurulmazken, 1946'da yeniden başlayan kazılar bir yıl sonra sonuçlandırıldı.

Tarihi höyükte, 1993 yılında yeniden başlanan ve her yaz aralıksız devam eden çalışmalar, bugün İtalya'nın Lecce Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Isabella Caneva başkanlığındaki ekip tarafından sürdürülüyor.

"Her çıkan, kimsenin bilmediği yeni bir şey"
Prof. Dr. Caneva, yaptığı açıklamada, 2017 yılı kazı çalışmalarının bu hafta 20 kişilik ekiple başladığını belirterek, geçen dönem üzeri korunma amacıyla kapatılan alanlarda temizlik çalışmaları yaptıklarını söyledi.

İlk Tunç tabakada kazılar yapıldığını kaydeden Caneva, "Çok önemli bir tabaka. Bu tabaka, eski kazılarda çok az kazılmış. Her yeni çıkan şey, tamamen bizim için yeni bir şey, yani kimsenin bilmediği bir şey. Gittikçe aşağıya, Neolitik tabakalara kadar ineceğiz." dedi.

Caneva, Yumuktepe'nin bir çok dönemden bilgiler verdiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Yumuktepe'nin özelliği, uzun süre bir yerleşim yeri olması. Milattan önce 7 bin yılında, Neolitik dönemde başladı. Milattan Sonra 14. yüzyıla kadar kesintisiz devam etti. Bütün Mersin'in tarihi burada yatıyor. 9 bin senelik bir tarih. Bu, her şehirde olmayabiliyor. Bu nedenle Mersin için önemli, tarihi bir yer. Uzun tarih boyunca, mimari, teknoloji, evler nasıldı, inceliyoruz."

Tarihler boyunca höyüğün önemli bir kale görevi gördüğünün altını çizen Caneva, sur duvarlarında incelemeler yaptıklarını anlattı.

Caneva, bölgenin stratejik anlamda önemine vurgu yaparak, şöyle devam etti: "Sur duvarlarının ardında, yangınlar olmuş. Bunlardan, savaşlar olduğunu, başka krallıklar olduğunu anlıyoruz. Bunun dışında, 9 bin yıl boyunca belli ki çevre, iklim değişti. Bunu da anlamaya çalışıyoruz. Yumuktepe, deniz kenarında çok stratejik bir yerde. Doğuda Suriye, kuzeyde İç Anadolu, batıda denizler, Akdeniz, Kıbrıs, Avrupa... Yani anahtar nokta. Bulgulardan da görüyoruz ki burada ticaret çok önemli ve çok eski zamanlarda başladı. Her yerden tüccarlar, malzemeler burada buluşup, buradan farklı bölgelere dağılıyorlardı."

Höyükte çok eski teknolojik kalıntıların da bulunduğunu aktaran Caneva, "En eski teknoloji Yumuktepe'de başladı. Mesela en eski metal, metal deyince erimiş bakır burada bulunuyor, Milattan önce 5 bin yıl. Ondan sonra tabii başka yerlerde de başladı. Belki teknolojik bakımdan daha iyi yerlere gitti ama burada başladı." diye konuştu.

Caneva, dünya genelinde daha eski yerleşim yerleri olsa da Yumuktepe'nin, yerleşim devamlılığının fazla olması ve 14. yüzyıla kadar uzanması nedeniyle öne çıktığını kaydetti.

"En altı Neolitik, en üstü Bizans"
Höyüğün her katmanının, farklı dönemlerin izlerini taşıdığını belirten Caneva, şöyle devam etti:

"Burada en alttaki Neolitik ile Kalkolitik ve Tunç dönemleri, ayırca tepenin zirvesindeki Bizans döneminde arkeolojik çalışmalar yapacağız. Buranın etrafındaki sur duvarı daha önce anlaşılmamıştı. Kalenin kullanılmasından dolayı güçlü bir köy yerleşimi olduğunu düşünüyoruz. Yakın doğuda ilk tarımın burada olduğunu biliyoruz. Ondan sonra yavaş yavaş Avrupa'ya doğru giden dalgalar var. Burada tarımı, tohumları farklı yerlere yaşatan insanlar, gruplar vardı."

Caneva, kazılar sırasında ortaya çok eski dönemlere ait tahıl ambarlarının çıkarıldığını ifade ederek, "Tahıl ambarlarının altlarını kaldırdığımızda aşağıdaki tabakada evler çıkıyor. Geçen yılki kazılarda yan yana duvarları olan evler çıktı. Bu sene onların devamını bulmaya çalışacağız. Bunlar özel evler. Mesela ortasında bir platform var. Burası kutsal bir yer mi bilmiyoruz, inceleyeceğiz. Önemli bir bina burası. Duvarlar dışarıdan küçük görünse de düşünün aşağıya doğru 3-4 metre yüksekliği olabilir. Burasının gerçek anlamda ilk kale olduğunu düşünüyoruz."

Önceki kazılarda, tarihi izleri milattan önce 4 bin 500'lü yıllara uzanan bir "saray"ın kalıntılarını bulduklarını anımsatan Caneva, höyükte, arkeologların yanı sıra arkeozoolog ve arkeobotanik uzmanlarıyla birlikte 2,5 ay boyunca çalışacaklarını bildirdi.
Teilen
2017-09/02-Sayı-546
Merhaba TV
Takvim
Interna
Toker
CNR Food Istanbul
CNR Emlak Fuari
Fehmy und Fesih
Türkische Spezialitäten Schillergarten
Dr. med. univ. A. Aslan
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Memmo Döner Bıçakları
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN