Merhaba Verlag und Werbeagentur
Ana Sayfa Hakkımızda 2017 Sayıları
Reklam İletişim Künye

Güney Almanya'nın en büyük Türkçe gazetesi

Sayy: 550 - 16.11. - 30.11.2017 Son sayı için tıklayın
Nerede
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  2017 Sayıları
  Fiyat Listesi
  Baskı Tarihleri
  İletişim / Kontak
  Künye
  Arşiv [Sayfalar]
  Arşiv Haberler
 
 
nerede 2017/18
 
Aradığınızı Bulmak İçin
Tıklayın!
Güney Almanya
İş Rehberleri
 


Dein PLZ:

 
Merhaba'dan Haberler

Özgürlük davasının fotoğrafçısı: Gerda Taro

Gerda, korkusuzca cephelere ve barikatlara kadar giderek savaşın korkunç görüntülerini tüm dünyanın görmesini sağladı. Haber ajanslarına geçen fotoğraflarında yakılan yıkılan köyler, ölüm saçan panzerler, yetim kalan çocuklar ve bütün bunlara rağmen devam eden hayattan kareler vardı...

Ali ÇARMAN (DİDF Yönetim Kurulu Üyesi) 
Anı fotoğraflama, fotoğrafçılıkta her zaman önemli bir yer tuttu, adeta hayatın ayrılmaz bir parçası oldu. Zaman oldu fotoğrafçılar doğal güzellikleri resimlemenin peşinde koştular. Zaman oldu fotoğrafçılar tanıklık ettikleri vahşeti belgelediler. Ve zaman oldu, gönüllü olarak savaşın orta yerinde kurşun seslerinin altında, toz duman arasında barut kokusunu tenefüs ederken nefeslerini tutarak insanlığın belleğine kazınmış fotoğraflar bıraktılar.

Savaş ve devrimler döneminde çocuk olmak
20. yüzyılın başında Fransa, Avusturya, Almanya ve daha bir çok Avrupa ülkesinde sınıflar mücadelesi bütün keskinliğiyle çatışma halinde, korkunç denebilecek toplumsal olaylar yaşanmakta. İşçiler ve yoksul halk daha güzel bir hayat sürdürmenin, sömürülmekten kurtulmanın kavgasını vermekte.

Diğer tarafta ise iktidarı elinde tutan sömürücü egemen sınıflar emperyal amaçlar peşindeler. Hararetli tartışma ve çatışmaların olduğu yıllarda doğan çocuklar için ne söylense, ne yazılsa az gelir.

Fotoğraf tarihinin ilk kadın kaybı olarak geçen Gerda (Pohorylle) Taro, Yahudi bir esnafın göçmen çocuğu olarak 1 Ağustos 1910’da Stuttgart’ta doğdu. Orta halli bir tüccarın kız çocuğu olarak okul hayatına hazırlandığı yıllar Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı çoktan başlamıştı.

Gerda Taro’nu babası çevresinin baskısına aldırış etmeden askerliği reddederek savaşa karşı tutum takındı. Bu dönem, Almanya’da savaşın haydutluk olduğunu söyleyen; Clara Zetkin, Karl Liebknecht, Rosa Luxemburg gibi öne çıkmış isimler vardı. Milyonlarca insanın ölümüne neden olan savaşın bitimine doğru gerçekleşen 1917 Ekim Devrimi dünyanın dört bir yanında büyük bir sevinçle karşılandı.

Almanya’nın yenilgisiyle sona eren savaş sonrası ülkede açlık ve yoksulluk boy gösterdi. Ülkede Yahudi düşmanlığı artarak devam etti. Yahudiler bir nebze de olsa baskıdan kurtulmak için isimlerini değiştirmeye başladılar. Gerda Taro henüz sekiz yaşındaydı. Hayli varlıklı olan halasının yardımıyla çok rahat bir yaşam sürdürmekteydi. Daha sonraki yıllarda nişanlısının önerisiyle zenginler kulübüne dahi üye oldu.

Leipzig yılları ve sosyalist fikirlerle tanışma
1929’da Gerda Taro ailesi ile birlikte Leipzig’e taşındı. Sıkıcı gelen hayat tarzından kurtulmak ve kendini geliştirmek üzere beden eğitimi/ spor derneğine üye oldu. Dernek, sosyalist fikirleri benimsemiş Yahudiler tarafından kurulmuştu.

Öğrenci gençlik hareketinin öne çıkmış isimlerinden sosyalist Georg Kuritzkes, Ruth Cerf ile tanıştı. Düne kadar pembe hayaller ve anlamsız bir hayat peşinde koşan Gerda Taro, kendisini değiştiren arkadaşlar edinerek anti-faşist mücadelede yer aldı. Alman işçi sınıfının önderlerinden Ernst Thalmann’ın konuşmacı olarak katıldığı Leipzig mitinginin hazırlık çalışmalarında aktif olarak yer aldı.

Gerda’nın erkek kardeşi de faşizme karşı direniş mücadelesini örgütleyenler arasındaydı. Leipzig belediye başkanı SPD‘liydi ve Nazilerin değil KPD‘nin güçlenmesinden korkmaktaydı. Polisin sosyalist fikirlere savaş açmasına el altından destek veriyordu.

30 Ocak 1933’de ülkenin başbakanı Adolf Hitler oldu. Kısa bir süre sonra Komünistlere, Yahudilere ve demokratlara açıktan savaş başlatıldı. Artık ülkede faşist terör kol gezmekteydi.

Gerda Taro böylesine tehlikeli bir süreçte dahi KPD’nin çalışmalarına destek vermekten çekinmedi. Yasadışı (Devrimci sendikal muhalefet-RGO) bildiri dağıtımına katıldı iddiası ile gözaltına alındı, poliste militanca direndi. İki hafta sonra serbest bırakıldı ama artık Leipzig’de kalamazdı.

Özgürlüklerin anası Paris
“Yahudilerden alışveriş yapmayın, Yahudiler ve komünistler düşmandır, Alman ırkı en üstün ırktır!” parolalarıyla insan avına çıkan faşistler, gelecek katliamların habercisi olmaktaydılar.

Gerda arkadaşlarının yardımıyla kısa bir süre sonra Avrupa’da özgürlük mücadelesi veren savaşçılara kucak açmış olan Paris’e kaçar. Paris her zaman politik mücadele vermiş olanlara analık yapmış şehirdir. Burada hararetli tartışma ortamında bulunarak kendisini daha da yetkinleştirir. Bu toplantıların birinde, 1934 Eylül’ünde Macar fotoğrafçı Andre Friedmann (Robert Capa) ile tanışır. Birlikte Paris işçi eylemlerini fotoğraflamaya başlarlar. Bir anlamda, usta-çırak olarak başlayan ilişkileri gelişerek ilerler.

Yangın yeri İspanya’da zamanı resimlemek
İtalya, Avusturya, Macaristan, Almanya, Portekiz, İspanya ve Avrupa’nın dört bir yanında sermayedarlar faşizme bel bağlamışlardı. Sömürücü egemen sınıflar iktidarlarını kaybedecekleri korkusuyla vahşileştiler. Avrupa bir uçtan diğer uca yangın yerine çevrildi.

Faşist Franco ve generalleri askeri bir darbeyle İspanya’da iktidarı gasp ettiler. İspanya halkı yediden yetmişe cumhuriyetin değerlerine can pahasına sahip çıktı. Bir tarafta demokrasinin, özgürlüklerin ve barışın savunucuları, diğer tarafta demokrasi ve cumhuriyet düşmanları. Bu temel çelişki üzerinde başlatılan savaşta ülke zor yoluyla iki kampa bölündü. Karanlık günler birbirini kovalarken sokaklarda oluk oluk kan aktı.

Gerda Taro’nun yüreği bu zülme daha fazla dayanamadı ve gönüllü olarak Barcelona’ya gitti. Korkusuzca cephelere ve barikatlara kadar giderek savaşın korkunç görüntülerini tüm dünyanın görmesini sağladı. Haber ajanslarına geçen fotoğraflarında yakılan yıkılan köyler, ölüm saçan panzerler, yetim kalan çocuklar ve bütün bunlara rağmen devam eden hayattan kareler vardı.

1937 kışında Madrid’de toplanan 2. Uluslararası Yazarlar Kongresi’ne katıldı, burada yurttaşı Anna Seghers ile hasret giderdi.

Savaşta can veren ilk kadın fotoğrafçı
Gerda Taro ile Robert Capa savaş muhabirleri olarak İspanya’da cepheden cepheye koşarak defalarca ölümle burun buruna geldiler. Nazi Almanyası’nın faşist Franco rejimini desteklemek için gönderdiği birliklere (Legion Condor) karşı direniş cephesinde, 25 Temmuz 1937’de, Nazilere ait bir panzer altında ezildi. Yaralı olarak kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen can verdi.

Yoldaşları ve arkadaşları Gerda’nın doğum günü olan 1 Ağustos’ta Paris’te büyük bir tören düzenlediler. İnsan güzeli ve cesaretin sembolü olan fotoğrafçının cenaze törenine binlerce kişi katıldı. Pablo Neruda ve Lois Aragon kısa konuşmalar yaptılar. Cenaze töreni faşizme karşı direnişin manifestosu oldu.

Kadın fotoğrafçı olmanın kaderi
Henüz hayatının baharındayken, 27 yaşında Alman faşistleri tarafından katledilen Gerda Taro ve yaşamı hakkında batıda uzun süre sessiz kalındı. Leipzigliler cesaret timsali olmuş Gerda Taro’nun adını her vesileyle yaşatmaya çalıştılar. Adını Georg Dimtrof ile yan yana yazıp bir sokağa verirler.

Yıllar sonra ilk kez Gerda Taro’nun fotoğraflarından oluşan bir sergi Newyork’ta açılır. 1994’te ise yazar Irme Schaber tarafından hazırlanan biyografi kitabı Stuttgart’ta basılarak sergiler açıldı.

Demokrat ve ilerici çevrelerin baskısı sonucu Stuttgart’ta doğduğu caddeye yakın bir meydana adı verildi.

Geçtiğimiz günlerde Gerda Taro meydanında düzenlenen ve yüzlerce kişinin katıldığı anma töreninde bu gerçeklikler bir kez daha dile getirildi. Konuşmalar yapıldı, müzisyen Stefan Hiss İspanyol özgürlük şarkılarını seslendirdi.

Yaşamı güzelleştiren karmaşık yollardan yürüyerek İspanyalara kadar uzanan Gerda Taro’nun katledilişinin üzerinden 80 yıl geçti. Ve zamanı resimleştiren resimleri tarih sayfalarında korunmakta.

Saygıyla anıyoruz…
Teilen
2017-09/02-Sayı-546
Merhaba TV
Takvim
Interna
Toker
CNR Food Istanbul
CNR Emlak Fuari
Fehmy und Fesih
Türkische Spezialitäten Schillergarten
Dr. med. univ. A. Aslan
Signboxx
Cigköftem
Grafithek
Designmatic
AK-SU
Sayfam
Dis Doktoru - Kangal
Memmo Döner Bıçakları
Aydoğan Elektronik
Avukatlık Bürosu KARAKAŞ
Anwaltskanzlei KARAAHMETOĞLU & KOLLEGEN